ImageYapılacak işlerin bitmeyeceğini fark ettiğim bir an, kıskıvrak yakalar beni bazen ve işte o an aydınlanma yaşarım. Ruhum fani yün yumağını bir yana bırakır ve uyanır. Bu huzuru kaldıramayan bedenim nerede olduğu hiç fark etmez, gözlerini hayata kapatır. Gözler anlamını yitirir zaten bu noktada çünkü kalp gözü kıpırdanmaya başlamıştır. Bu hissiyat üzere uyuyakalınmış bir vücut neye dokunsa ilahi bir koku yayılır etrafa.

Derken dünyanın en sıcak memuru dünyayı kontrol eden yapı taşı olmayı bir kenara bırakıp beni uyandırmayı tercih eder-belki bu emri alır kim bilir- ve tam gözlerime denk getirdiği ışığı üstü açık yüreğimi sıcacık eder. Odada yalnız olmadığı fark eden uyanık kalp tekrar uyanır ve balkona çıkıp kendisine ikindi ezanı muamelesi yapan güneşi selamlamak ister. Orada birkaç dakika sessizce muhabbet edilir. En sempatik memurun görünen mesaisi bitene kadar açık havada kalınır ve tefekkür edilir.

–Ey karmakarışık dünya! İçinde milyonlarca birbirine geçmiş sistemin var. Bir memur olarak hayatını idame ettiren ben devlete nasıl da ilahi anlamlar yüklüyoruz diyorum kendime şimdi. Yusyuvarlak güneşe bakarken, onun nasıl da uysal ve yorulmayan bir memur olduğunu düşünüyorum. Yarın benden bile erken kalkacak ve yatmayacak. Hepimize gittiğini gösterecek ve başkalarına gülümseyecek. Nasıl amirinin bir sözünden çıkmıyorsa, bizim gibi acizlerin gönlünden de hiç çıkmayacak.

Rabbimizin düzenini mi kıskandık bilmiyorum para kazanmak ya da sözde hayatta kalmak uğruna kendimize keskin sınırlar çizdik; şu saatte kalkılır, traş olunur, işe gidilir ve şu saatte evin yolu tutulur. Bir zamanlar bu ülkede çalışanlar namaz kılmazdı, kılamazdı peki bu şirke teğet geçen bir durum değil mi? Mesaimin dilimlerinde tek gözetilen çalışanları doyurmak ki kapitalist çember dönmeye devam etsin. Güneş gibi bir memur olmak ve amirlerin en güzelinin sözünden çıkmamak kaderimize yazılmamış gibi gelebilir. Lakin onu da beni de seni de var eden O ise, aslında her sistemin göbeğine kubbelerin en tepe noktasını Hz Hakk’ı koymalı değil miyiz? Ne vakit derse girme endişesindeki öğretmen halet_i ruhiyesini takındık seccadeye koşarken? Dünyanın minik sistemlerini zedeleyelim, haydi hep birlikte ayaklanalım demiyorum ki milletim boşluktan bu tip velveleleri o kadar özlemle beklemekte ki…

 

Bir ‘ilahi memur’ olarak performansımızı kontrol etmeye ne dersiniz? Hayır, ek ders yönetmeliği veya torba yasalardan bahsetmiyorum. Dünya var olduğundan beri hatta olmadığından beri var olan düzene ne kadar ayak uydurabiliyoruz?

 

–Allahu akbar allahu akbar.

Ezan okunmakta, o vakit ben kaçar.

Advertisements